SEN İYİ Kİ VARSIN AYOUB DOSSO!

Aslında hikaye uzun. Başarılar ve imkansızlıklarla dolu. Yer yer takdir-e şayan. Bazen de örnek alınası. Yani azmin başarıya dönüştüğü ender anlardan ibaret. Fil Dişi Sahili’nden Nijer’e oradan ise çok sevdiği Türkiye’ye. Küçük bir sahil kasabasında ilme doyamayan küçük bir yürek hayal edin. İlk hocası canından çok sevdiği babası. Kolay değil elbet büyük bir müderrisin rahle-i tedrisatından geçmek. İlme çalışmak değil ilmi yaşamak aslolan. Derken daha küçük yaşta atılan tohumlar yeşersin diye tam bir eğitim öğretim yuvası olan disiplini ile hakkında sıkça söz ettiren Nijer İslam Üniversitesinde okumaya hak kazanır Dosso. Zor bir süreçtir bu. Neredeyse her gün her saat Arapça ile meşgul olmaları istenmektedir. Ayoub DOSSO’nun alışkın olduğu bir durumdur bu. Çünkü babası onu her zaman aynı disiplin ve yetkinlikle okutmuştur. Yıllar bu ilim yuvasında tüm engellere rağmen geçmiştir ve Dosso güzel bir bir derece ve derin bir alt yapı ile mezun olmuştur. Nice mücahitler vermiştir bu okul elbette; fakat Ayoub bir başkadır. Çalışkanlığı, azmi ve zekası ile hocalarının bir numaralı öğrencisidir. Gurbet değildir ona ilim için çıktığı her yol. Aksine yeni bir umuttur, ışıktır. Ayoub artık bir Arapça uzmanıdır. Hıfzettiği Kur-an hatrına Yüce Allah ona bu özel dili nasip etmiştir. Tüm inceliklerine hakim olmak bir yana; bir dil ne kadar yaşanırsa o kadar yaşıyordur Dosso. Tabi hikaye burada bitmemiştir. Yeni ufuklara yelken açıp, yeni deryalarda kürek çekme vakti gelmiştir. Her anlamda güvenilir ve gelişmekte olan ülkemiz Dosso’yu her zaman heyecanlandırmıştır. Bir takım araştırmaların ardından yeni rotasını Türkiye olarak belirler ve bu büyük aşk o gün başlar. Kültürüne, insanına, taşına toprağına hayran kalmıştır büyük üstat. Bu güzel topraklarda bu güzel insanlara hizmet için yanıp tutuşmaktadır.
Ankara üniversitesine bir program ile yerleşip okula başlar. Arap Dili ve Edebiyatı bölümünün en gözde öğrencilerindendir. Hocalarının da hocasıdır laf aramızda. Kısa sürede Türkçeyi de öğrenerek adaptasyon sürecini hızla tamamlamıştır. O artık bir Ankaralıdır. Pardon Angarılıdır!

Afrikalı bir siyahi olarak elbette zorlukta görmüştür, engelde. Ama hiç yılmadan devam etmiştir. Çünkü hizmet ettiği bir amacı vardır. İlme adanmış bir de ömrü.
Dosso Türkiye’deki her gününü verimli geçirmek için bir iş arayışına çıkmıştır. Onlarca başvurunun ardından Liva Akademi’den geri dönüş gelmiştir. Aranan nitelikler Ayoub Dosso’da fazlasıyla vardır. Kısa zaman da kendini kanıtlamış ve öğrencilerin aradığı adam olmuştur. Arapça öğretmenliği kariyerine Liva Akademi’de başlayarak hem kendini biraz daha geliştirmiş hemde bizleri derin ilmi ile adeta büyülenmiştir. Liva Akademi’deki 10 yıllık öğretmenlik hayatına yüzlerce öğrenci sığdırmıştır. Her gördüğüne dost her bildiğine akraba olmuştur. O artık Liva Akademinin olmazsa olmazıdır. Yüzlerce öğrenciyi Arapça öğrenme hayallerine kavuşturarak aldığı eğitimin hakkını vermiştir. Bu yetmemiştir Dosso’ya elbette. İlmi çalışmaları devam etmiştir. Yüksek lisans eğitiminin ardından doktorasını da tamamlayarak Arapça alanındaki ustalığını bir de Ankara Üniversitesinde tescillemiştir.
O Liva Akademi’de bir öğretmenden çok bir ilim adamı, bir Arapça aşığıdır. Üstad-ı Kebirdir. Öğrencilerinin her anlamda hayal ortağıdır. Yani sözün özü içimizden biridir. Belki daha fazlası…

Yıllar Dosso’ya Türkiye’de yepyeni kapılar açarken eşi Sara DOSSO ile dünya evine girmiştir. Bu mutlu evlilikten Fatma ve Hafza adında iki küçük prenses meydana gelmiştir. Çocuklarının gözünde de bambaşka bir yere konumlandırılmış büyük üstad. Hem öğretmenidir bu iki çiçeğin hem kahramanı hem arkadaşı.

This entry was posted in Genel. Bookmark the permalink.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




WhatsApp WhatsApp'tan Soru Sorun!